Blog'a dön
Vaaz ·

Hananya ile Safira

Pastor Mesut Çiftci
Hananya ile Safira

İlk Kilisede Bir Uyarı Hikayesi

Elçilerin İşleri kitabının ilk bölümleri, ilk kilisenin nasıl bir birlik ve paylaşım içinde yaşadığını anlatır. İmanlıların tek yürek ve tek can olduğu, mallarını birbirleriyle paylaştıkları bir dönem. Ancak 5. bölümde, bu güzel tablonun içinde acı bir olay yaşanır: Hananya ve Safira'nın hikayesi.

"Hananya adında bir adam da karısı Safira ile birlikte bir mülk sattı. Karısının da bilgisiyle paranın bir kısmını kendine sakladı, geri kalanını getirip elçilerin ayaklarının dibine koydu." (Elçilerin İşleri 5:1-2)

Sorunun Kaynağı

Hananya ve Safira'nın gerçek sorunu, paranın bir kısmını kendilerine ayırmaları değildi. Petrus'un açıkça belirttiği gibi, mülk satılmadan önce zaten onlara aitti ve satış parasını istedikleri gibi kullanabilirlerdi. Asıl sorun, paranın tamamını veriyormuş gibi göstermeleri, yani Kutsal Ruh'a yalan söylemeleri idi.

Bu çift, topluluk içinde cömert ve adanmış görünmek istedi. Ama gerçekte tam bir adanmışlık göstermek istemediler. Hem dünyasal güvenliklerini korumak hem de ruhani görüntülerini sürdürmek istediler. Bu ikiyüzlülük, Tanrı'nın gözünde çok ciddi bir günah idi.

Tanrı'nın Yargılaması

Petrus, Kutsal Ruh'un açıkladığı bu yalanla Hananya'yı yüzleştirdiğinde, Hananya yere düşerek öldü. Üç saat sonra karısı Safira geldiğinde, aynı yalanı tekrarladı ve o da aynı şekilde öldü. Bu olay, tüm kilisede ve olayı duyan herkeste büyük bir korku yarattı.

Bu yargılama sert görünebilir, ancak kilisenin başlangıç döneminde Tanrı'nın kutsallığa verdiği önemi göstermektedir. İlk kilise, temellerinin dürüstlük ve samimiyet üzerine atılması gereken bir dönemden geçiyordu. Tanrı, bu temel ilkenin ne kadar ciddi olduğunu göstermiştir.

Bugünkü Ders

Bu olay bizlere önemli dersler öğretmektedir. Tanrı, dışarıdan görünüşümüzden çok yüreğimize bakar. İkiyüzlülük, başkalarını kandırabilir ama Tanrı'yı asla. Topluluk içinde görüntüyü kurtarmayı değil, gerçek bir samimiyetle yaşamayı seçmeliyiz.

Adanmışlık, zorla ya da gösteriş için yapılan bir şey değildir. Tanrı, gönülden ve samimiyetle verilen her şeyi kabul eder. Önemli olan miktardan çok, yüreğimizin tutumudur. Hananya ile Safira'nın hikayesi, bizi dürüstlüğe, samimiyete ve Tanrı'nın huzurunda şeffaf olmaya çağırmaktadır.


🎥 Video

Bu vaazı YouTube kanalımızda da izleyebilirsiniz:

Balıkesir Kilisesi YouTube Kanalı