Tanrı'nın sevgisi
“Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez. Sevgi kaba davranmaz, kendi çıkarını aramaz, kolay kolay öfkelenmez, kötülüğün hesabını tutmaz. Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir. Sevgi her seye katlanır, her şeye inanır, her şeyi umut eder, her şeye dayanır. Sevgi asla son bulmaz” – İncil (1 Korintliler 13.4-8)
“Sevginin ne olduğunu Mesih’in bizim için canını vermesinden anlıyoruz”
İncil (1 Yuhanna 3.16).
Bir kız vardı. Onun ailesi yoksuldu. Babası yoktu. Annesiyle birlikte yaşıyorlardı...
Kızın yatağı yoktu. Yerde uyurdu. Her gece büyük şehirle ilgili rüyalar görürdü. “Orada büyük fırsat, iş, para, güzel insanlar, güzel evler olacak,” diye düşünürdü.
Bir gece, kız rüya görmeye son verdi... Evden çıktı. Kaçtı… Rüyalarıyla birlikte büyük şehre gitti.
O sabah anne kalktığı zaman ağladı. “Bebeğim, canım, nereye gittin?” diye yakındı. Büyük acı hissetti. Kalbi kırıldı. Kızını aramak için büyük şehre gitmeye karar verdi. Aklına bir fikir geldi. Gitmeden önce, fotoğrafçıya gitti. 100 tane fotoğraf çektirdi. Bu fotoğrafları çantasına koydu ve büyük şehre gitti.
Şehre varınca, kızının olabileceği her yere gitti. Otellere, lokantalara, barlara, her yere bir fotoğraf bıraktı ve arkasına bir şey yazdı. Fotoğrafları aynalara iliştirdi, telefona, pencereye taktı, masalara bıraktı. 100 farklı yere gitti, 100 fotoğraf bıraktı…
Bir gün kız uyandı ve yatağından kalktı. Eski, harap bir oteldeydi. Çok yorgun, üzgün ve daha yaşlı görünüyordu. Gözlerinde sevinç yoktu. Rüyası bir kâbus olmuştu. Keşke annesinin küçük, sıcak evine dönebilseydi … Yer yatağını özledi… Annesinin pişirdiklerinin kokusunu özledi… Mutlu ve güvende olmayı özledi... Ama dönemedi – çok şey yapmıştı – utandığı şeylerden ve utandığı insanlardan biri oldu. Kendini çok üzgün, cok kaybetmiş hissetti. Merdivenlerden inerken gördüğü şeye inanamadı. Aşağıda, aynaya iliştirilmiş, annesinin fotoğraf vardı! Aşağıya koşup aynadan fotoğrafı aldı. Fotoğrafı çevirdi ve ağlayarak annesinin sözlerini okudu : “Ne yaptıysan, her ne olduysan farketmez . Sadece eve dön...”
Ve kız bunu yaptı.
***
Hepimiz bir şekilde bu kız gibiyiz. Belki evden kaçmadık, ama hayatımızda, yaptığımız için pişmanlık duyduğumuz şeyler var…
Tanrı şöyle diyor: “Yalan söyleme.” Ama, ara sıra yalan söylüyoruz.
Tanrı diyor: “Komşularınızı sevin.” Ama bazen komşularımızı sevmiyoruz.
Tanrı şöyle diyor: “Yüreğinizde iyi düsünceler olsun.” Ama bazen yüreğimizde kötü, hatta berbat düşünceler bile yer edebiliyor.
Biz günahkârız… Hepimiz… Kötü haber budur.
AMA iyi haber şudur: Tanrı sevgidir.
Biz daha günahkârken, Tanrı, kurtarıcı olarak dünyaya geldi. Bir insan oldu. “İsa” denildi. Çünkü eski İbraniceye göre, İsa “Rab kurtarır” demek. Bizi kurtarmak için İsa geldi. Günahlarımızdan kurtarmak için İsa geldi…
İncil şöyle yazıyor: “Günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.”
Bu armağan geldi… Bu armağan, yani İsa geldi. İsa, bu hikayedeki anne gibi seni arıyor…
Aslında seni aramıyor artık. Çünkü seni buldu.
Ve o şimdi seni bekliyor!
İsa hakkında daha öğrenmek için buraya tıklayın.
balikesirkilisesi@yahoo.com ~ anahtar kelimeler: balıkesir kilise,
balıkesir kilise, hıristiyan, hıristiyanlık, hıristiyanlık, hıristiyan